Diyarbakır’da CHP’ye “İslam’a Saygısızlık” Tepkisi
admin | 6 Haziran 2008
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bölge gezisinin ikinci ayağı Diyarbakır’da Genel Sekreter Önder Sav‘a yönelik protestolarla karşılaştı. Memur-Sen, Eğitim Bir Sen gibi sivil toplum örgütleri tepkilerini dövizlerle dile getirirken, vatandaşlar CHP otobüsünü yumurta, domates ve pet şişe yağmuruna tuttu. Yoğun tepkiler üzerine Baykal, ilk defa konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Kimsenin kutsal değerlere hakaret edemeyeceğini belirten Baykal, “Bizim Peygamberimiz’e, kitabımıza, dinimize, inançlarımıza kimse ‘düşünce özgürlüğü’ diyerek hakaret edemez, edememelidir. Kimse kimsenin kutsalına saldıramaz. Kimse düşünce özgürlüğü diyerek hakaret edemez. Kimse kimsenin kutsalına saygısızlık etme hakkına sahip değildir. Ne bizim kitabımıza, ne dinimize kimse ‘düşünce özgürlüğü’ diye hakaret edemez. Bu noktada kimsenin aklında soru işareti kalmasın.” dedi.
Diyarbakır’da Önder Sav’ı hedef alan ilk protesto, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının yapılacağı Class Otel’in önünde gerçekleşti. Otel önünde toplanan Eğitim-Bir-Sen üyeleri, “Peygamber’e uzanan diller kurusun”, “Cahil CHP, cehalette direnme” sloganlarıyla tepki gösterdi. Sendika üyeleri, “CHP’nin Salman’ı, Önder Sav. Sav’ın gitsin”, “Yüzsüzler, hangi yüzle peygamberler diyarına geldiniz” şeklinde dövizler taşıdı. CHP heyeti, öğle saatlerinde otobüsle geldikleri kentin sokaklarında da vatandaşların Önder Sav’a yönelik tepkilerine şahit oldu. Deniz Baykal ve kurmayları, otobüsten inip otele girdiği sırada yuhalamalara muhatap oldu. Otelin çevresinde bulunan esnaf, slogan atarak tepkilerini ortaya koydu. Esnafı teskin etmeye çalışan eski Diyarbakır Milletvekili ve CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mesut Değer, bu çabasında başarılı olamadı. Class Otel‘de önce partinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleriyle buluşan Baykal, ardından 22 sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katıldığı toplantıda bölgenin sorunlarını tartıştı. Sav’ın dine yönelik hakaretlerine tepkili olan yaklaşık 40 sivil toplum kuruluşu temsilcisi, toplantıya katılmadı. Baykal, basına kapalı yapılan bu toplantıların ardından parti yerel temsilcilerinin katıldığı bir toplantıda Güneydoğu gezisini değerlendirdi. Partisine bölgede yükselen bir ilgi gözlemlediğini belirten Baykal, “Çok daha sık bölgeye gelmemiz gerektiğini gördük. Artık çok daha sık geleceğiz. Bu, hem bizim için hem de bölge için bir ihtiyaç.” dedi.
Kimse kutsallara hakaret edemez
Bölgenin özellikle kuraklık nedeniyle ağır bir mağduriyet içinde olduğuna dikkat çeken Baykal, bu anlamda GAP’ın sulama birimlerinin en kısa zamanda tamamlanması gerektiğini söyledi. Hükümetin açıkladığı eylem planına destek veren Baykal, “GAP konusuna eğildiği için iktidarı kutluyoruz. Bu konuda her türlü desteği vereceğiz.” diye konuştu. Sivil toplum temsilcileriyle yaptıkları toplantının çok verimli geçtiğine işaret eden Baykal, toplantıya katılmayan kuruluş temsilcileriyle de bir araya gelmek istediklerini ifade etti. Ardından gazetecilerin sormasına fırsat vermeden protestoları değerlendirdi. “Siz sormadan ben söyleyeyim.” diyerek sözlerine başlayan Baykal, partisinin kutsal değerlere karşı son derece saygılı olduğunu söyledi. Buna örnek olarak da Danimarka’da Hz. Muhammed (sas)’e yönelik karikatür krizine ortaya koyduğu tepkilere atıf yaptı. Baykal, şöyle konuştu: “Kimse kimsenin kutsalına saldıramaz. Kimse düşünce özgürlüğü diyerek hakaret edemez. Kimse kimsenin kutsalına saygısızlık etme hakkına sahip değildir. Ne bizim Kitabımıza, ne dinimize kimse ‘düşünce özgürlüğü’ diye hakaret edemez. Bu noktada kimsenin aklında soru işareti kalmasın. Herkesin dinine, inancına, peygamberine saygı gösteriyoruz.” Bu noktada Sav’ın sözlerine yönelik tepkilere dolaylı bir geçiş yapan CHP lideri herhangi bir özür beyanında bulunmadı. Aksine, özür talebinde bulunan çevreleri suçlamayı tercih etti. Baykal, “Ortak kutsal değerlerimizin ’siyasi mücadele uğruna, siyasi yarar sağlayabilir miyiz?’ düşüncesiyle tekrar tekrar gündeme getirilmesi yanlıştır. Eskiden CHP’ye bir organize tepki girişiminde bulunmayanların bugün organize olmasını, ben CHP’nin giderek güçlenmesine bağlıyorum.” ifadelerini kullandı.
CHP otobüsüne yumurta ve domates
Baykal, konuşmasının ardından partililerle birlikte yemek için otelden ayrıldı. Ancak otobüsünün hareket etmesiyle birlikte çevredeki vatandaşların protesto içerikli sloganları ile yumurta ve domates yağmuruna tutuldu. Kürtçe şarkılar eşliğinde hareket eden otobüs, atılan yumurta ve domateslere bulandı. Yüzlerce metrelik alanda otobüsü takip ederek tepki gösteren vatandaşlar, aracın bölgeyi terk etmesinin ardından işine döndü. (cihan haber)
Baykal Ankara’da başka, Diyarbakır’da başka konuştu!
Partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı için Diyarbakır’a gelen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, etnik kimliğin bir şeref olduğunu ve kimsenin bu şerefe müdahale edemeyeceğini söyledi. Herkesin kendi anadilinin, kimliğinin kendi iftiharı olduğunu ifade eden Baykal, anadilini bilme, öğrenme, öğretme, bu konuda yayıp yapma hakkının insan haklarının temel gereği olduğunu söyledi. Devletin etnik kimlikler arasında ayrım yapamayacağını belirten Baykal, devletin hiç kimsenin etnik kimliğini tayin etme, tarif etme, tanımlama, belirleme hakkına ve yetkisine sahip olamayacağını ileri sürdü. Baykal, 1989 yılında yayınladıkları Kürt sorunu raporunun o dönem iyi anlaşılması halinde, bugünkü sorunların büyük bir kısmının geçmişte çözülmüş olacağını kaydetti.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve beraberindeki milletvekili heyeti MYK toplantısı için Diyarbakır’a geldi. Baykal’ın kente gelişinde protesto gösterilerinden çekinen polis Yenişehir ve Sur ilçeleri ile Balıkçılarbaşı, Melikahmet, Mardinkapı semtlerinde yoğun güvenlik önlemleri aldı.
Yaklaşık 200 araçla toplantının yapılacağı Otel’e gelen Baykal’ın geçişi sırasında sık sık parti otobüsünden Türkçe-Kürtçe şarkılar çalınması dikkat çekti.
PROTESTO GÖSTERİSİ
Baykal’ın gelişi sırasında CHP Genel Sekreteri Önder Sav‘ın Hz. Muhammed‘e yönelik sözleri önü sürülerek CHP’liler toplantının yapılacağı Class Oteli önünde bir grup tarafından protesto edildi.
Özellikle CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın hedef alındığı protesto gösterilerinde sık sık, “Baykal Önder’i Başından Sav”, “Peygambere Uzanan Eller Kırılsın”, “CHP Defol” şeklinde sloganlar atıldı. Muhafazakar dernek ve sendikaların katıldığı protesto sırasında basın açıklaması yapan Eğitim-Bir-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Yasin Yıldız, Genel Sekreter Önder Sav’ın peygambere yönelik sözlerinden dolayı burada olduklarını belirterek, CHP’yi hiçbir zaman affetmeyeceklerini ve yasal yollardan bunun hesabını soracaklarını söyledi.
Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı Otel önünde protesto gösterileri sloganlarla devam ederken, olaya müdahale etmek isteyen CHP’li vekiller ile protestocular arasında yer yer gerginlik yaşandı.
Baykal ve MYK üyeleri bu protestolar arasında Otel’e gelerek MYK Toplantısına başladılar. MYK toplantısı basına kapalı yapılırken, toplantının ardından Sivil Toplum Örgüt temsilcileriyle yapılması planlanan toplantıya, Diyarbakır Demokrasi Platformu protesto ettiği için sadece Güneydoğu Sanayici ve Iş Adamları Derneği Başkanı Şah Ismail Bedirhanoğlu, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Alican Ebedinoğlu, Baro Başkanı Avukat Sezgin Tanrıkulu ve Meryem Ana Kilisesi papazı Yusuf Akbulut katıldı.
19 YIL ÖNCEKİ RAPORU ANLATTI
Basına kapalı yapılan toplantının ardından CHP Genel Başkanı Class Otel’de basın toplantısı düzenledi. 1989 yılında hazırladıkları Kürt sorunu raporunun öneminin şimdi daha iyi anlaşıldığını kaydeden Baykal, o dönemde tespit ettikleri sorunlara zamanında el atılması durumunda, şimdi yaşanan sorunların bir çoğunun çözülmüş olacağını kaydetti.
“Türkiye bir ırk devleti, bir kafatası devleti, bir kan devleti değildir” diyen Baykal, Türkiye’nin siyasi birliktelik devleti olduğunu söyledi. Türkiye’nin siyasi bilinç devleti olduğunu kaydeden Baykal, “İnsanların kendi siyasi kararlarıyla, tercihleriyle biraraya gelerek oluşturduğu bir devlettir. Bu devletin temelinde kafatası, kan, ırk yoktur. Türkiye bir imparatorluktan sonra ortaya çıkan bir devlettir. Imparatorluk içinde etnik kimlikler, ırk kimlikleri, farklı inançlar yer almıştır. Şimdi onların bir kısmının bir araya gelmesiyle devlet oluşmuştur. Içinde Kürt, Arap, Çerkez, Gürcü, Arnavut vardır, hepsi vardır” dedi.
DEVLET ETNİK KİMLİĞİ TAYİN ETME, TARİF ETME HAKKINA SAHİP OLAMAZ
Türkiye’de hiçbir etnik kimliğin devlete yönelik bir tehdit olmadığını söyleyen Baykal, “Insanların bir kısmının belli bir etniğe sahip olması devlete yönelik tehlike olarak anlaşılamaz. Devlet karşısındaki insanı görür. Insanın arkasındaki etnik kimliği devlet göremez, görmemeli. Devlet etnik kör olmak durumundadır. Etnik kimlikler arasında ayrım yapamaz, karşısında insan var, vatandaş var. İnsanların etnik kimliğe sahip olması en temel hakkıdır. Devlet hiç kimsenin etnik kimliğini tayin etme, tarif etme, tanımlama, belirleme hakkına ve yetkisine sahip değildir” şeklinde konuştu.
89 KÜRT SORUNU RAPORUNDAN BİR MİLİM DAHİ ŞAŞMADIK
Bölgenin yaşadığı etnik, ekonomik sorunları 1989′da “Kürt Sorunu” adıyla rapor haline getirdiklerini belirten Baykal, “Bugüne kadar bir milim dahi şaşmadığımız o anlayış doğrultusunda olduğumuzu söylüyoruz. Bu yaklaşımı biz yıllar öncesinden hayata geçirseydik, söylem düzeyinde kalmasaydı, inanıyorumki Türkiye’nin yaşadğı sancıların çok önemli bir kısmı yaşanmazdı. Keşke daha önceden yapabilseydik” dedi.
“Herkesin etnik kimliği onun şerefidir” diyen Baykal, “Kimse kimsenin şerefine müdahel edemez. Insanın kendi şerefi, devletin büyük mutluluğu, iftiharıdır. Devlette içinde yaşadığı etnik kimliklerle iftihar etme hakkına sahiptir” dedi.
Şiddetin siyaset yöntemi olarak hiçbir zaman kimsenin aklında, içinde olmaması gerektiğini kaydeden Baykal şöyle konuştu: “Bu terörü yapana da, uygulayana da, uğruna yaptığını söylediği davaya da yanlıştır. Terörle sorunların çözüldüğü dönemler geride kaldı. Hiç kimse kendini bu kadar çaresiz gömemeli ve bu reddedilmeli. Teröre şiddete bulaşanlar ikna edilmeli, vazgeçirilmeli, bunun bir yol-yöntem olmadığı onlara anlatılabilmelidir. Etkili biçimde bu denenmelidir. Terörü besleyen psikolojik gerginlik, husumet, düşmanlık ortamının yerini iyi niyet, karşılıklı saygı, işbirliği ve diyalog kültürü almalıdır. Ve bu, bilinçi olarak teşvik edilmelidir. Şiddeti temel parametre olmaktan çıkarmamız lazım.”
Bölünerek bir yere varmanın mümkün olmadığını dile getiren Baykal, “Kimi kimden nasıl ayıracaksınız, İstanbul’da, Antalya’da, Izmir’de birleşmişiz. Kimi ayıracaksın, neyi ayıracaksın. Ayırıp da ne yapacaksın? Bütün dünya birleşmeye gidiyor. AB bütünleşmeye, birleşmeye gidiyor. AB’de 26 ülke sizin için söz söyleme hakkına sahip. Gelin AB için sözümüzü birlikte söyleyelim. O ülkelerde bizim için birlikte sözünü söylesin. Milliyetçiliği Türkiye’de gündeme getirmek avrupa birleşmeye giderken tarihi bir çelişkidir. O kana, o acılara, o bedele değmez. Beraber olalım, güçlü olalım, diri olalım. Atalya’da Diyarbakır’ın, Diyarbakır’da Antalya’nındır” şeklinde konuştu.
ANADILDE YAYIN TEMEL INSAN HAKLARI GEREĞIDIR
Basın toplantısında, herkesin anadilinin, kimliğinin kendi iftiharı olduğunu söyleyen Baykal, anadilin öğrenmesi, bilinmesi, öğretilmesi, bu konuda yayın yapılması, gazete, kitap yayınlanması, televizyon yayını yapılmasının insan haklarının temel gereği olduğunu kaydetti.
Baykal, bölgeye yönelik gezilerinin devam edeceğini ve çalışmalarının süreceğini belirterek, “Bu diyalogumuzun uzun vadeli olacacağını diliyorum” dedi.
Basın toplantısının sonunda, yapılan tepkilere değinen Baykal, herkesin hak ve özgürlüklerini uygun gördüğü biçimde yansıtmaya hakkı olduğunu ve demokratik bir tavır şeklinde değerlendirdiklerini belirterek, yapılan protestonun haksız olduğunu söyledi.
“İnanca karşı fikir ve düşünce özgürlüğü diye bir şey olamaz” diyen Baykal, Hz. Muhammede yönelik karikatür krizinde en büyük tepkiyi kendilerinin gösterdiğini söyledi.
Baykal, “Düşünce özgürlüğü anlayışımızda kimse kimsenin kutsalına saygısızlık etme hakkına sahip değildir” dedi.
“Ne peygamberimize, kitabımıza, dinimize, inançlarımıza, ‘düşünce özgürlüğü’ diyerek kimse hakaret edemez, edememelidir” diyen Baykal, bunun mücadelesini uluslararası zeminde verdiklerini ve her inanca, dine saygı duyduklarını söyledi. (ANF NEWS AGENCY)











